Yasin Suresi

Ana sayfa » » Duhan Suresi

Duhan Suresi

Duhan Suresi, Mekke döneminde inmiştir. 59 âyettir. Sûre, adını onuncu âyette geçen “duhân” kelimesinden almıştır. Duhan, duman demektir. Sûrede başlıca, Kur’an’ın indirilişi, müşriklerin ona karşı tutumu, Firavun ve halkının başlarına gelen azaplar, Kureyş’in Hz. Peygamberi yalanlaması, iyilerin ve kötülerin karşılaşacakları akıbet konu edilmektedir.

Duhan Suresi Arapça Oku

Duhan Suresi Arapça oku.

Duhan Suresi Arapça 1. Sayfa

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

حٰمٓۜ١وَالْكِتَابِ الْمُب۪ينِۙ٢اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ف۪ي لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ اِنَّا كُنَّا مُنْذِر۪ينَ٣ف۪يهَا يُفْرَقُ كُـلُّ اَمْرٍ حَـك۪يمٍۜ٤اَمْراً مِنْ عِنْدِنَاۜ اِنَّا كُنَّا مُرْسِل۪ينَۚ٥رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُۙ٦رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۢ اِنْ كُنْتُمْ مُوقِن۪ينَ٧لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ يُحْـي۪ وَيُم۪يتُۜ رَبُّكُمْ وَرَبُّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ٨بَلْ هُمْ ف۪ي شَكٍّ يَلْعَبُونَ٩فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِي السَّمَٓاءُ بِدُخَانٍ مُب۪ينٍۙ١٠يَغْشَى النَّاسَۜ هٰذَا عَذَابٌ اَل۪يمٌ١١رَبَّـنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ اِنَّا مُؤْمِنُونَ١٢اَنّٰى لَهُمُ الذِّكْرٰى وَقَدْ جَٓاءَهُمْ رَسُولٌ مُب۪ينٌۙ١٣ثُمَّ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَقَالُوا مُعَلَّمٌ مَجْنُونٌۢ١٤اِنَّا كَاشِفُوا الْعَذَابِ قَل۪يلاً اِنَّكُمْ عَٓائِدُونَۢ١٥يَوْمَ نَبْطِشُ الْبَطْشَةَ الْكُبْرٰىۚ اِنَّا مُنْتَقِمُونَ١٦وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَٓاءَهُمْ رَسُولٌ كَر۪يمٌۙ١٧اَنْ اَدُّٓوا اِلَيَّ عِبَادَ اللّٰهِۜ اِنّ۪ي لَكُمْ رَسُولٌ اَم۪ينٌۙ١٨

Duhan Suresi Arapça 2. Sayfa

وَاَنْ لَا تَعْلُوا عَلَى اللّٰهِۚ اِنّ۪ٓي اٰت۪يكُمْ بِسُلْطَانٍ مُب۪ينٍۚ١٩وَاِنّ۪ي عُذْتُ بِرَبّ۪ي وَرَبِّكُمْ اَنْ تَرْجُمُونِۘ٢٠وَاِنْ لَمْ تُؤْمِنُوا ل۪ي فَاعْتَزِلُونِ٢١فَدَعَا رَبَّهُٓ اَنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ قَوْمٌ مُجْرِمُونَ٢٢فَاَسْرِ بِعِبَاد۪ي لَيْلاً اِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَۙ٢٣وَاتْرُكِ الْبَحْرَ رَهْواًۜ اِنَّهُمْ جُنْدٌ مُغْرَقُونَ٢٤كَمْ تَرَكُوا مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ٢٥وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَر۪يمٍۙ٢٦وَنَعْمَةٍ كَانُوا ف۪يهَا فَاكِه۪ينَۙ٢٧كَذٰلِكَ۠ وَاَوْرَثْنَاهَا قَوْماً اٰخَر۪ينَ٢٨فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَٓاءُ وَالْاَرْضُ وَمَا كَانُوا مُنْظَر۪ينَ۟٢٩وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ مِنَ الْعَذَابِ الْمُه۪ينِۙ٣٠مِنْ فِرْعَوْنَۜ اِنَّهُ كَانَ عَالِياً مِنَ الْمُسْرِف۪ينَ٣١وَلَقَدِ اخْتَرْنَاهُمْ عَلٰى عِلْمٍ عَلَى الْعَالَم۪ينَۚ٣٢وَاٰتَيْنَاهُمْ مِنَ الْاٰيَاتِ مَا ف۪يهِ بَلٰٓؤٌا مُب۪ينٌ٣٣اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ لَيَقُولُونَۙ٣٤اِنْ هِيَ اِلَّا مَوْتَتُنَا الْاُو۫لٰى وَمَا نَحْنُ بِمُنْشَر۪ينَ٣٥فَأْتُوا بِاٰبَٓائِنَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ٣٦اَهُمْ خَيْرٌ اَمْ قَوْمُ تُبَّعٍۙ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ اَهْلَكْنَاهُمْۘ اِنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِم۪ينَ٣٧وَمَا خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَاعِب۪ينَ٣٨مَا خَلَقْنَاهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ٣٩

Duhan Suresi Arapça 3. Sayfa

اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ م۪يقَاتُهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ٤٠يَوْمَ لَا يُغْن۪ي مَوْلًى عَنْ مَوْلًى شَيْـٔاً وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَۙ٤١اِلَّا مَنْ رَحِمَ اللّٰهُۜ اِنَّهُ هُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ۟٤٢اِنَّ شَجَرَتَ الزَّقُّومِۙ٤٣طَعَامُ الْاَث۪يمِۚۛ٤٤كَالْمُهْلِۚۛ يَغْل۪ي فِي الْبُطُونِۙ٤٥كَغَلْيِ الْحَم۪يمِ٤٦خُذُوهُ فَاعْتِلُوهُ اِلٰى سَوَٓاءِ الْجَح۪يمِۚ٤٧ثُمَّ صُبُّوا فَوْقَ رَأْسِه۪ مِنْ عَذَابِ الْحَم۪يمِۜ٤٨ذُقْۙ ۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْكَر۪يمُ٤٩اِنَّ هٰذَا مَا كُنْتُمْ بِه۪ تَمْتَرُونَ٥٠اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي مَقَامٍ اَم۪ينٍۙ٥١ف۪ي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۚ٥٢يَلْبَسُونَ مِنْ سُنْدُسٍ وَاِسْتَبْرَقٍ مُتَقَابِل۪ينَۚ٥٣كَذٰلِكَ۠ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ ع۪ينٍۜ٥٤يَدْعُونَ ف۪يهَا بِكُلِّ فَاكِهَةٍ اٰمِن۪ينَۙ٥٥لَا يَذُوقُونَ ف۪يهَا الْمَوْتَ اِلَّا الْمَوْتَةَ الْاُو۫لٰىۚ وَوَقٰيهُمْ عَذَابَ الْجَح۪يمِۙ٥٦فَضْلاً مِنْ رَبِّكَۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ٥٧فَاِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ٥٨فَارْتَقِبْ اِنَّهُمْ مُرْتَقِبُونَ٥٩

Duhan Suresi Arapça Dinle

Duhan Suresi Arapça Dinle, Duhan Suresi’ni Abdulbaset Abdussamed’den Arapça dinle.

Duhan Suresi Türkçe Oku

Duhan Suresi Türkçe oku.

    Duhan Suresi Türkçe 1. Sayfa

    Bismillahir rahmanir rahim.

  1. Ha mim.
  2. Vel kitabil mubin.
  3. İnna enzelnahu fi leyletin mubareketin inna kunna munzirin.
  4. Fiha yufreku kullu emrin hakim.
  5. Emren min indina inna kunna mursilin.
  6. Rahmeten min rabbik, innehu huves semiul alim.
  7. Rabbis semavati vel ardı ve ma beynehuma, in kuntum mukinin.
  8. La ilahe illa huve yuhyi ve yumit, rabbukumve rabbu abaikumul evvelin.
  9. Bel hum fi şekkin yel’abun.
  10. Fertekib yevme te’tis semau bi duhanin mubin.
  11. Yagşan nas, haza azabun elim.
  12. Rabbenekşif annel azabe inna mu’minun.
  13. Enna lehumuz zikra ve kad caehum resulun mubin.
  14. Summe tevellev anhu ve kalu muallemun mecnun.
  15. İnna kaşiful azabi kalilen innekum aidun.
  16. Yevme nebtışul batşetel kubra inna muntekimun.
  17. Ve lekad fetenna kablehum kavme fir’avne ve caehum resulun kerim.
  18. En eddu ileyye ibadallah, inni lekum resulun emin.
  19. Duhan Suresi Türkçe 2. Sayfa

  20. Ve en la ta’lu alallah, inniatikum bi sultanin mubin.
  21. Ve inni uztu bi rabbi ve rabbikumen tercumuni.
  22. Ve in lem tu’minu li fa’teziluni.
  23. Fe dea rabbehu enne haulai kavmun mucrimun.
  24. Fe esri bi ibadi leylen innekum muttebeun.
  25. Vetrukil bahre rehva, innehum cundun mugrekun.
  26. Kem tereku min cennatin ve uyun.
  27. Ve zuruin ve makamin kerim.
  28. Ve na’metin kanu fiha fakihin.
  29. Kezalik, ve evresnaha kavmen aharin.
  30. Fe ma beket aleyhimus semau vel ardu ve ma kanu munzarin.
  31. Ve lekad necceyna beni israile minel azabil muhin.
  32. Min fir’avn, innehu kane aliyen minel musrifin.
  33. Ve lekadihternahum ala ilmin alel alemin.
  34. Ve ateynahum minel ayati ma fihi belaun mubin.
  35. İnne haulai le yekulun.
  36. İn hiye illa mevtetunel ulave ma nahnu bi munşerin.
  37. Fe’tu bi abaina in kuntum sadikin.
  38. E hum hayrun em kavmu tubbein vellezine min kablihim, ehleknahum innehum kanu mucrimin.
  39. Ve ma halaknes semavati vel arda ve ma beynehuma laibin.
  40. Ma halaknahuma illa bil hakkı ve lakinne ekserehum la ya’lemun.
  41. Duhan Suresi Türkçe 3. Sayfa

  42. İnne yevmel faslı mikatuhum ecmain.
  43. Yevme la yugni mevlen an mevlen şey’en ve la hum yunsarun.
  44. İlla men rahimallah, innehu huvel azizur rahim.
  45. İnne şeceretez zakkum.
  46. Taamul esim.
  47. Kel muhl, yagli fil butun.
  48. Ke galyil hamim.
  49. Huzuhu fa’tiluhu ila sevail cahim.
  50. Summe subbu fevka re’sihi min azabil hamim.
  51. Zuk, inneke entel azizul kerim.
  52. İnne haza ma kuntum bihi temterun.
  53. İnnel muttekine fi makamin emin.
  54. Fi cennatin ve uyun.
  55. Yelbesune min sundusin ve istebrakın mutekabilin.
  56. Kezalik, ve zevvecnahum bi hurin in.
  57. Yed’une fiha bi kulli fakihetin aminin.
  58. La yezukune fihel mevte illel mevtetel ula, ve vekahum azabel cahim.
  59. Fadlen min rabbik, zalike huvel fevzul azim.
  60. Fe innema yessernahu bi lisanike leallehum yetezekkerun.
  61. Fertekib innehum murtekıbun.

Duhan Suresi Türkçe Meali Oku

Duhan Suresi Türkçe Meali oku.

    Duhan Suresi Türkçe Meali 1. Sayfa

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

  1. Ha, Mim.
  2. Apaçık Kitab hakkı için,
  3. Biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik; çünkü Biz uyarıcı gönderiyorduk.
  4. Bir gece ki, her hikmetli iş onda ayırt edilir.
  5. Tarafımızdan (gelen) emir; çünkü Biz peygamber gönderiyorduk,
  6. Rabbinden bir rahmet olarak; gerçekten O öyle işiten, öyle bilendir.
  7. O, göklerin, yerin ve bütün aralarındakilerin Rabbidir, kesin inanıyorsanız.
  8. O’ndan başka tanrı yoktur. Hem diriltir, hem de öldürür; hem sizin Rabbiniz, hem de önceki atalarınızın Rabbidir.
  9. Fakat onlar şüphe içinde oynuyorlar.
  10. O halde o göğün açık bir duman ile geleceği günü gözetle
  11. ki insanları saracaktır; bu acı bir azaptır.
  12. “Ey Rabbimiz, bizden bu azabı aç; çünkü biz inanıyoruz.” diyecekler.
  13. Onlara düşünmek, ibret almak nerede? Kendilerine apaçık anlatan bir peygamber geldi de,
  14. sonra ondan döndüler. “Bu öğretilmiş bir delidir.” dediler.
  15. Biz o azabı biraz açacağız, fakat siz yine (eski halinize) döneceksiniz.
  16. Ama (kendilerini) o büyük şiddetle sıkıvereceğimiz gün, muhakkak Biz intikam alacağız.
  17. Andolsun ki, onlardan önce Firavun’un kavmini fitneye düşürdük; onlara da şöyle söyleyen değerli bir peygamber gelmişti:
  18. Allah’ın kullarını bana teslim edin; çünkü ben size (gönderilen) güvenilir bir peygamberim.
  19. Duhan Suresi Türkçe Meali 2. Sayfa

  20. ve Allah’a karşı baş kaldırmayın; çünkü ben size açık bir delil ile geliyorum.
  21. ve haberiniz olsun ki ben, sizin beni taşlamanızdan Rabbim ve Rabbinize sığınmışımdır.
  22. Eğer bana iman etmezseniz, bari ben(im çevrem)den çekilin!”
  23. Sonra: “Bak bunlar suçlu bir kavimdir!” diyerek Rabbine dua etti.
  24. (Rabbi): “Hemen kullarımı geceleyin yürüt, çünkü siz takip edileceksiniz.
  25. Denizi açık bırak, Çünkü onlar ordu halinde gelip boğulacaklar.” buyurdu.
  26. (onlar) neler bırakmışlardı; ne bahçeler; ne pınarlar;
  27. ne çiftlikler, ne güzel makam
  28. ve içinde sefa sürdükleri ne nimet ve refah…
  29. Evet öyle (oldu) ve onları hep başka bir topluluğa miras kıldık!
  30. Sonuçta ne gök ağladı üzerlerine, ne yer; ne de kendilerine bir mühlet verildi.
  31. Andolsun ki, İsrail oğullarını o horlayıcı azaptan kurtarmıştık
  32. Firavun’dan, çünkü o haddi aşanlardan bir üstündü.
  33. Andolsun ki Biz onları bilerek bütün milletler üzerine seçip tercih etmiştik.
  34. Ve onlara mucizelerden içinde apaçık bir imtihan bulunan nimetler vermiştik.
  35. Fakat şu (beriki) kafirler diyorlar ki:
  36. “ilk ölümümüzden başka birşey yoktur. Biz yeniden diriltilecek değiliz.
  37. Haydi getirin babalarımızı, doğru (söyleyen kimseler) iseniz.”
  38. Onlar mı hayırlı, yoksa Tubba kavmi ve onlardan öncekiler mi? Onların hepsini helak ettik, çünkü suçlu idiler.
  39. Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri oyunculukla yaratmadık.
  40. ikisini de ancak hak ve hikmetle yarattık. Fakat pek çokları bilmezler.
  41. Duhan Suresi Türkçe Meali 3. Sayfa

  42. Haberiniz olsun ki, o ayırım günü hepinizin belirlenmiş vaktidir.
  43. O gün yarın yara, dostun dosta hiçbir faydası olmaz ve bir taraftan yardım da görmezler.
  44. Ancak Allah’ın rahmetiyle yarlığadığı (merhamet ettiği) başka. Çünkü O, öyle güçlü, öyle merhametlidir.
  45. şüphesiz zakkum ağacı,
  46. Çok vebal yüklenenin yemeğidir.
  47. Pota gibi karınlarında kaynar,
  48. Kaynar suyun kaynaması gibi.
  49. Onu tutun da yaka paça, doğru cehennemin ortasına sürükleyin.
  50. Sonra da başına kaynar su azabından dökün.
  51. Tat bakalım (azabı)! Çünkü sen çok güçlü ve şerefli idin, deyin.
  52. İşte o sizin şüphe ve mücadele edip durduğunuz şey budur.
  53. Kötülükten sakınanlar (müttakiler) elbette emin bir makamdadırlar;
  54. cennetlerde, pınar başlarında,
  55. ince ve kalın ipekten elbiseler giyerek karşı karşıya (otururlar).
  56. Evet böyle (olacak); hem onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
  57. Orada güvenler içinde her çeşit yemişi isteyip getirtirler.
  58. ilk ölümden başka ölüm tatmazlar, (Allah) onları o cehennem azabından korumuştur.
  59. (Bunların) hepsi Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir), işte budur ancak büyük kurtuluş.
  60. Biz onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık, gerek ki iyi düşünsünler.
  61. O halde gözet, çünkü onlar da gözetiyorlar.

Duhan Suresi Türkçe Meali Dinle

Duhan Suresi Türkçe Meali Dinle, Duhan Suresi Prof. Dr. Hamdi DÖNDÜREN’in Türkçe Mealini, Ahmet DENİZ’den dinle.

Duhan Suresi Konusu

Duhan Suresi konusu, Aynı harflerle başlayan sûrelerin konuları arasında da önemli ölçüde bir ortaklığın bulunduğu dikkat çekmektedir. Hâ-mîm harfleriyle başlayan Duhân sûresi de bundan önceki Hâmîmler gibi, ana konu olarak Kur’an’ın gerçek Allah kelâmı olduğuna ve insanlar için önemine dikkat çekmektedir. Bu münasebetle şu konulara da yer verilmiştir:1. Kur’an’ın nâzil olduğu gecenin önemi ve değeri.2. Kur’an’ı gönderen Allah’ın birliği ve büyüklüğü.3. Firavun ve kavmi ile Tübba‘ gibi geçmiş kavimlerin peygamberlere karşı takındıkları tavır ve peygamberlerin tevhid mücadelesi.4. Peygamberlere inanmayanları dünyada ve âhirette bekleyen âkıbet, kıyamet, yeniden dirilme, cennet ve cehennem.

Duhan Suresi Nuzül

Mekke’de, Zuhruf sûresinden sonra, Câsiye’den önce nâzil olmuştur.

Duhan Suresi Fazileti

Duhan Suresi fazileti,

Duhan Suresi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Duhan Suresi Kuran’da kaçıncı sayfadadır?

Duhan Suresi, Kuran’da 495. sayfada başlar, 497. sayfada biter.

Duhan Suresi kaç ayettir?

Duhan Suresi, 59 ayetten oluşur.

Duhan Suresi hangi cüzde yer alır?

Duhan Suresi, Kuran’da 25. cüzde yer alır.

Duhan Suresi kaç sayfadır?

Duhan Suresi, Kuran’da toplam 3 sayfa içinde yer alır.

Duhan Suresi Tefsiri

Kur’an Yolu Tefsiri kitabından Duhan Suresi Tefsiri.

Duhan Suresi 1-3. Ayet Tefsiri

Bazı sûrelerin başında bulunan bu tür harflere “hurûf-ı mukattaa” denir (bilgi için bk. Bakara 2/1). Üzerine yemin edilen şey değerli, önemli ve bazan kutsaldır. Burada yemin eden Allah, üzerine yemin edilen de Kur’an’dır; maksat bu kitabın ne kadar önemli ve değerli olduğunu bildirmektir.Mübarek “uğurlu, hayırlı, bereketli, değerli” demektir. Allah’ın, yarattığı mekânlar ve zamanlardan bir kısmına, bazı önemli işlerin ve ibadetlerin yapılacağı yer ve zaman olma özelliği vermesi, o yerde ve zamanda bulunan, üzerine düşeni yapan kullarına bu yüzden sevaplar, ödüller verip çeşitli lutuflarda bulunması normaldir, bunlarda yadırganacak bir taraf yoktur. Ülkemizde kandil geceleri diye bilinen geceler, ramazan günleri ve geceleri, arefe günü, Mekke’deki Mescid-i Haram, Medine’deki Mescid-i Nebevî, Kudüs’teki Mescid-i Aksâ, Kâbe’nin üzerinde bulunduğu toprak parçası bu zaman ve mekânların başlıca örnekleridir. Diğer kutsal kitapların da içinde indiğine dair rivayetler bulunan (Kurtubî, XVI, 124) ramazan ayında (bk. Bakara 2/185; Kadir 97/1), bazı rivayetlere göre bu ayın son on günü içinde (Kurtubî, XVI, 124) Kur’an nâzil olmaya başlamıştır. “Onu indirdik” sözünden “tamamını indirdik” mânası anlaşılabileceği gibi “indirmeye başladık” mânası da çıkar. Kur’an’ın yaklaşık yirmi üç yıl içinde parça parça geldiği tarihî bir gerçek olduğuna göre ikinci mânayı tercih etmek gerekecektir. Kur’an’ın tamamının bir Kadir gecesinde, Allah katından (levh-i mahfûzdan), Cebrâil’in de içinde bulunduğu melekût âlemine indirildiği, sonra Hz. Peygamber’e yirmi üç yılda parça parça gönderildiği şeklinde bir açıklama varsa da bunun, vahye dayalı sağlam bir dayanağı yoktur. Kur’an’ın indirildiği, bütün hikmetli işlerin icra için görevlilere tebliğ edildiği gecenin, şâban ayı ortasına rastlayan ve sonraları Berat gecesi diye anılan gece olduğuna dair rivayetler de sağlam değildir (Kurtubî, XVI, 125). Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 791

Duhan Suresi 4-6. Ayet Tefsiri

Bu âyetlerde “bütün işler”in o gecede ayrıldığından söz edilmiş olmakla beraber özellikle Kur’an’ın o gecede ayrıldığı açıklanmaktadır; yani “O gece bütün hikmetli işlerin ayrıldığı bir gecedir; Kur’an da işte o gecede ayrılmıştır” denilmektedir. “Ayrılma” kelimesinin öncesinde ve sonrasında “indirme” ve “gönderme” zikredildiğine göre, kelimenin buradaki mânası da açıklanmış olmaktadır. Allah’ın emriyle veya bir başka yoruma göre Allah’ın emri (işi) olarak ayrılan / gönderilen / indirilen şey Kur’an’dır. Ayırmaktan maksat indirmek, Cebrâil ve Hz. Peygamber aracılığı ile insanlara göndermektir. “İndirme ve gönderme” yanında “ayırma ve ayrılma” kelimesinin de kullanılması, ister Kur’an olsun, ister hükmü verilmiş, zamanı gelmiş diğer hikmetli işler olsun hepsinin, bir bütün içinden ayrılarak kuvveden fiile, kaderden kazâya, takdirden tekvîne, bilgi ve tasarıdan gerçekleştirme ve yaratmaya geçirildiğini anlatma amacına yöneliktir. Nitekim İsrâ sûresinde (17/106) Kur’an’ın bütününden ayrılan parçaların yeri ve zamanı geldikçe Hz. Peygamber’e gönderilmesi aynı kelime ile “ayırdık” denilerek ifade edilmiştir.Yukarıda meâli verilen ve açıklanan altı âyette Kur’an’la ilgili olarak şu önemli nitelik ve özellikler, âdeta altları çizilerek açıklanmıştır: 1. Kur’an, Allah’ın üzerine yemin edeceği kadar önemli bir kitaptır; 2. Onu Allah göndermiştir; 3. Şerefi ve önemine lâyık bir mübarek gecede göndermeye başlamıştır; 4. Allah insanlık tarihi boyunca peygamberler ve kitaplar göndererek kullarına doğru yolu göstermiş, onları uyarmıştır. Kur’an da bu seriden bir rehber, bir irşad ve uyarı kitabıdır; 5. Bütün bu nitelikleriyle o Allah’ın bir rahmetidir; kullarına olan sevgi ve merhametinin bir eseridir. Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 791-792

Duhan Suresi 7-9. Ayet Tefsiri

Müşrikler, putlara aracı olarak tapınmakla beraber hepsinin üstünde sonsuz kudret sahibi bir Allah’ın varlığına da inanıyorlardı. Bu âyetlerde onlara, kafalarını çalıştırarak gerçeğin bilgisine ulaşmaları, Allah’tan başka bir rabbin, ibadet edilecek bir tanrının bulunmadığına inanmaları telkin edilmektedir. Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 792

Duhan Suresi 10-16. Ayet Tefsiri

Allah Teâlâ peygamberlerini mûcizelerle desteklemekte, böylece hem onların yüklerini hafifletmekte hem de insanların iman etmelerini kolaylaştırmaktadır. Bu mûcizeler bazan ihtiyaçların karşılanması, bazan da âsilerin, zalimlerin, inkârcılıkta direnenlerin cezalandırılması şeklinde olmaktadır.Duhân (duman) mûcizesi, olup bitmiş bir olay mıdır, yoksa kıyamet yaklaştığında gerçekleşecek bir alâmet midir? Bu soruya iki farklı cevap verilmiştir. “Henüz olmadı” diyenlere göre duman olayı, kıyamet yaklaştığında vuku bulacak, bu uyarıya rağmen insanlar inkârdan vazgeçmeyecekler, arkasından kıyamet kopacak ve herkes ettiğini bulacaktır. “Duman olayı Hz. Peygamber hayatta iken gerçekleşti” diyenlere göre ise “duman”dan maksat, açlık yüzünden meydana gelen görme bozukluğudur, “Amansız bir şekilde yakaladığımız” diye tercüme ettiğimiz “batşa” ise Bedir Savaşı’dır. Buhârî, bu yorumu, sahâbe rivayetlerine dayanarak şöyle açmaktadır: Müşrikler çağrısına karşı direnince Hz. Peygamber, Allah’a yalvararak, Hz. Yûsuf’un kavmine yaptığı gibi bunlara da bir kıtlık vermesini istedi. Duası kabul edildi, kıtlık geldi, yiyecek içecek bir şey kalmadı. İnsanlar derilere ve kemiklere varıncaya kadar ne buldularsa yediler. Açlıktan öylesine zayıfladılar ki sonunda görme bozukluğuna yakalandılar, baktıklarında kendilerini kuşatmış bir duman görüyorlardı. Hz. Peygamber’e başvurarak bu azabın kaldırılması için dua etmesini, artık inandıklarını söylediler. O ise “Azap kalkınca yine eski halinize dönersiniz” buyurdu. Nitekim duası üzerine azap kaldırıldı, onlar da derhal eski inkârcılıklarına döndüler. Allah bu dönekliğin, inkâr ve zulümde ısrar etmenin cezasını Bedir Savaşı’nda verdi. Kur’an’da geçen şu beş olay bu dünyada gerçekleşmiştir: Lizâm cezası (Tâhâ 20/129; Furkan 25/77), Rûm’un yenilmesi (Rûm 30/2), ayın yarılması (Kamer 54/1), bu sûrede geçen duhân ve batşa (Buhârî, “Tefsîr”, 44/1-5). Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 793-794

Duhan Suresi 17-33. Ayet Tefsiri

Hz. Peygamber ve müminlerin karşısında Arap müşrikler olduğu gibi burada zikredilen tarihî örnekte de Hz. Mûsâ ve ona iman eden İsrâil-oğulları karşısında Firavun ve adamları vardı. Onlar inkârda direnip yapılacak başka bir şey de kalmayınca Allah, İsrâiloğulları’na vaad ettiği mûcizelerden birini lutfetti, Hz. Mûsâ’ya, inananları alıp gece yolculuğa çıkmasını emretti. Ken‘ân diyarına gitmek için Kızıldeniz’i geçmek gerekiyordu. Allah onlara denizden bir yol açtı, selâmetle geçtiler, arkadan gelen Firavun ve askerleri ise denizde açılan o yolun yeniden su ile dolması sebebiyle boğuldular. Mısır’da büyük bir refah, sayısız nimetler içinde yaşıyorlardı, bâtıl bir dâva uğruna bütün bu nimetleri, daha da önemlisi canlarını kaybettiler (denizin yarılması, geçiş için yol açılması ile ilgili olarak bk. Bakara 2/50). Dün köle olarak kullandıkları ve durmadan aşağılayıp işkence ettikleri İsrâiloğulları’na bu gibi nimetler bahşedildi. Tabii bu lutuflar da şartlı idi, İsrâiloğulları Hz. Musâ’ya iman ettikleri için bu nimetler, aynı çağda ve çevrede yaşayan başka topluluklara değil, kendilerine verilmişti; şart ise Allah’a itaat etmek, peygamberin yolundan gitmekti.29. âyette geçen “Ne gök ağladı ne de yer” ifadesi mecazidir; kendilerini bir şey zanneden, başkalarını aşağılayan, kendilerinin içinde bulunmadığı bir dünya tasavvur edemeyen Firavun ve yandaşlarının hiç de önemli kimseler olmadığı anlatılmaktadır. Kaynak :

Duhan Suresi 34-39. Ayet Tefsiri

Kur’an burada, tarihe bir atıf yaptıktan sonra Hz. Peygamber’in inkârcı muhataplarına yöneliyor, dünya hayatını kötü etkileme bakımından en önemli inkâr konusu olan “öldükten sonra yeniden dirilme” inancını ele alıyor, bu inancın ispatı için iki önemli delil kullanıyor: 1. Yine tarihten, kendilerine Tübba‘ denilen Yemen’in güçlü hükümdarlarından ve bunlara tâbi olan halktan söz ederek onca güçlerine, şevket ve şanlarına rağmen nasıl bunlar helâk olup gittilerse Arap müşriklerinin de öyle helâk olacakları, bu dünyada ebedî kalamayacakları; 2. Yere, göklere ve bunların arasında/içinde bulunanlara bakıldığında bunların bir yaratıcısının bulunmasının zaruri olduğu sonucuna varılacağı, bu yaratıcının hayatı, yalnızca geçici dünya hayatından ibaret kılmış olmasının anlamsız olacağı, bu takdirde birçok olay ve olgunun yerine oturmayacağı, düşünüldüğünde birçok şeyin bambaşka bir âleme ve hayata bırakılmış olduğunun anlaşılacağı. Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 778-779

Duhan Suresi 40-57. Ayet Tefsiri

Dünyanın fâni, insanların ölümlü oldukları açıklanınca yeniden dirilişi takip edecek zaman içinde nelerin olacağı, insanların dünyada yapıp ettiklerine göre ebedî hayatta nelerle karşılaşacakları, kötüleri bekleyen cehennemin nasıl bir yer olduğu, oraya girenlerin çekecekleri ceza; iyiler için hazırlanmış olan cennetin tasviri, buraya girme bahtiyarlığına erecek olanların nâil olacakları çeşitli nimetler, insanların dünyadaki idrakleri, hayalleri, arzuları ve korkularından yola çıkılarak, bu kavramlarla anlatılmaktadır.“Yargı günü”nden maksat kıyameti takip edecek olan sorgulama ve yargılamanın yapılacağı zamandır. Bu muhâkeme sonunda iyiler ve kötüler, suçlular ve mâsumlar, zalimler ve mazlumlar, cennetlikler ve cehennemlikler birbirinden ayrılacak, herkes dünyada yaptıklarının karşılığını elde edecektir.43. âyetteki “zakkum ağacı” cehennemde bulunan ve azap için kulla­nılan bir ağaçtır (bk. Sâffât 37/62).49. âyette geçen “Sen güçlü ve değerlisin” sözü, dünyada güçlerine güvenen, kendilerini değerli ve önemli bilen, böyle kabul ettiren, bu sayede kendilerine kimsenin dokunamayacağını zanneden kimselerin âhiretteki âcizlik ve çaresizliklerini, alaycı bir üslûpla dile getirmektedir.56. âyette “İlk ölümlerinden başka bir ölüm tatmayacaklar” buyuruluyor. Mü’min (Gāfir) sûresinde (40/11) ise iki kere öldürme ve iki kere diriltme olacağı ifade edilmişti. “İlk ölümleri” ifadesinden, her ikisi de gelip geçtiği ve “önceki” niteliğini aldığı için “dünyada ve berzahta vuku bulan iki ölüm” kastedilmiş olabilir. Bu ihtimali de geçerli görmekle beraber bize daha güçlü gelen ihtimal, dünya hayatının sonundaki ölümün kastedilmiş olmasıdır. Çünkü burada dünya ile âhiret, geçici ile ebedî, sonunda ölüm bulunan hayat ile bulunmayan hayat karşılaştırılmaktadır. Hangi ihtimal geçerli olursa olsun insanların defalarca ölüp dirileceklerini değil, dünya hayatı sonunda bir kere öleceklerini ifade eden âyet, reenkarnasyon inancını da reddetmiş olmaktadır (bk. Bakara 2/28). Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 799-800

Duhan Suresi 58-59. Ayet Tefsiri

Sûre, Kur’an’ın önemine dikkat çekerek başlamış, yeri geldikçe onun müstesna niteliklerine temas etmişti. Son âyetlerinde yine aynı temayı işlemekte, insanların anlamak ve üzerinde düşünmek için Kur’an’a yönelmelerini tavsiye etmektedir. Onu anlamak kolaydır, Hz. Peygamber’in kavmiyle konuşup anlaştığı dilde vahyedilmiştir, içinde hedef kitlenin anlamakta güçlük çekecekleri çetrefil ifade ve kavramlar yoktur. Kur’an tebliğ edildikten sonra ona inananlar da inanmayanlar da bekleyecekler, bildirdiği şeylerin dünyada ve âhirette bir bir gerçekleştiğini göreceklerdir. Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 800

Duhan Suresi Hakkında

Mekke devrinin sonlarında muhtemelen Zuhruf sûresinin ardından ve Câsiye sûresinden önce nâzil olmuştur. Mushafta “hâ-mîm” ile başlayan yedi sûrenin beşincisidir. Âyetleri Kûfe sayımına göre elli dokuz, Hicaz sayımına göre altmıştır. Bu fark, baştaki “hâ-mîm” rumuzunun müstakil âyet sayılıp sayılmamasıyla ilgili görüş ayrılığından doğmaktadır. Fâsıla*sı (م، ن) harfleridir. Sûre, ismini onuncu âyette geçen ve “duman” anlamına gelen duhân kelimesinden almaktadır. Aynı zamanda sûrenin nüzûl sebebi olan duhânın, söz konusu âyette gökyüzünden gelip insanların üzerine bir azap olarak çökeceği bildirilmiştir (bk. DUHÂN). Hz. Peygamber’den kıyamet alâmetleriyle ilgili olarak rivayet edilen bir hadiste geçen duman ise (bk. Müsned, IV, 6, 7; Müslim, “Fiten”, 39, 40; İbn Mâce, “Fiten”, 25, 28; Tirmizî, “Fiten”, 21) kıyamet öncesinde meydana gelecektir. Buna göre gökten inecek olan bir duman bütün yeryüzünü kaplayacak, her taraf bacasız fırın gibi ısınacaktır. Bu sûredeki duhân ile kıyamet alâmetlerinden olan duhânın aynı olduğunu söyleyenler olmuşsa da bunların birbirinden farklı olduğunu ileri sürenler çoğunluktadır. Zira biri zuhur etmiş ve geçmiştir, diğeri ise zuhur edecektir (bk. Tecrid Tercemesi, III, 279-280).

Duhân sûresinin konusunu, kitaba ve peygambere inanmanın gereği ve önemi, inanmayanların dünya hayatında uğrayacakları sıkıntılarla âhirette çekecekleri azap, iman edip kötülüklerden sakınanların ise ebedî mutluluğa erecekleri hususu teşkil eder. Sûre, dinde kitabın ve vahyin önemini vurgulamak amacıyla kitaba yeminle başlar. İlk âyetler, Kur’ân-ı Kerîm’in her hikmetli işin hükme bağlandığı mübarek bir gecede indirildiğini açıklar; her şeyin ve herkesin rabbi olan Allah’ın böyle apaçık âyetlerle dolu bir kitap göndermesinin ilâhî bir rahmet olduğunu belirtir (âyet 1-8). Daha sonraki âyetler, Mekke müşriklerinin söz anlamaz, ibret almaz ve uslanmaz tutumlarının kötü âkıbetini açıklamak üzere Firavun ile kavminin durumunu ibret verici tarihî bir olay olarak anlatır. Vaktiyle İsrâiloğulları, Allah tarafından gönderilen peygamber sayesinde Firavun’un zulmünden kurtulmuştu. Onlar denizi yarıp geçmişler, fakat gerçeğe karşı direnen Firavun ile adamları boğularak helâk olmuşlardı. Geride bıraktıkları birçok dünya nimeti başka kavimlere intikal etmiş, kendileri ise yaratana ve yaratılmışlara karşı işledikleri suçların kötü sonuçlarıyla başbaşa kalmışlardı. “Ne gök ağladı onlara ne yer, ne de cezaları ertelendi” (44/29). Mekke müşrikleri Mısır firavunlarından, Yemen’deki Tübba‘ hânedanından ve onlardan önceki diğer kavimlerden daha güçlü değildir. Günahkâr olan bütün o kavimler helâk edildiğine göre Mekke müşriklerinin helâki de mümkündür. Ayrıca burada öldükten sonra dirilmeyi ve âhirette hesap vermeyi inkâr edenlerin cehennemdeki azaplarının dünya hayatında çektikleri sıkıntılardan kat kat ağır olacağı haber verilir. Bu âyetlerin (9-50) ardından kötülükten sakınan müminlere verilecek cennetlerin güzellikleri anlatılır. Bu büyük kurtuluşun inananlara Allah’ın bir nimeti olduğu bildirilir (âyet 51-57).

Sûre, “Biz bu kitabı düşünüp ibret almaları için senin dilinle indirip kolaylaştırdık. Artık sonucu bekle, onlar da bek lemektedirler” meâlindeki uyarı âyetleriyle sona erer (58-59). Sûrenin baş taraftaki âyetlere atıfta bulunarak bu şekilde sona ermesi, hem konunun başıyla sonu arasındaki bağlantıyı sağlamak, hem de inanmayanların dünya ve âhirette karşılaşacakları güçlüklere dair yapılan uyarıyı pekiştirmek amacını güder. Nitekim Duhân sûresinden sonra gelen Câsiye sûresi, onların başlarına gelecek felâketleri daha ayrıntılı bir şekilde ele alır.

Duhân sûresinin faziletine dair, “Kim geceleyin Duhân sûresini okursa sabaha kadar yetmiş bin melek kendisi için istiğfarda bulunur”; “Kim cuma gecesi Duhân sûresini okursa günahları bağışlanır” (Tirmizî, “Fezâilü’l-Kurân”, 8) meâlinde iki hadis rivayet edilmişse de bunların ve özellikle ikinci hadisin ileri derecede zayıf olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Tirmizî hadisleri zikrettikten sonra her ikisi için de garîb* değerlendirmesini yapmış, senedlerinin illetlerine dikkat çekmiştir.

BİBLİYOGRAFYA:

Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “dhn” md.; Müsned, IV, 6, 7; Buhârî, “İstiskā”, 2, “Tefsîr”, 12/4, 30/1, 44/1, 2, 3, 4; Müslim, “Sıfâtü’l-münâfikīn”, 39, 40, “Fiten”, 39, 40; İbn Mâce, “Fiten”, 25, 28; Tirmizî, “Fiten”, 21, “Tefsîr”, 46, “Fezâǿilü’l-Kurǿân”, 8; Taberî, CâmiǾu’l-beyân (Bulak), XXV, 111-115; İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Kurǿân, VII, 231-248; Tecrid Tercemesi, III, 271-280; Şevkânî, Fethu’l-kadîr, Kahire 1350, IV, 553-563; Âlûsî, Rûhu’l-meǾânî, VIII, 37-57; Elmalılı, Hak Dini, VI, 4290-4304.

Emin Işık


Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş

Duhan Suresi ile ilgili yorum yap




Copyright © Yasin Suresi - 2019